Kutsal Kamasylve, Vedir'in arzularıyla tutuştu ve bu sebepten dolayı Tanrıça'nın kızları birbirlerine sırtlarını döndüler.
Bu sert çatışmanın sonunda aralarında en radikal güce sahip olan Ahiblerin, sonunda Grána'dan ayrılma kararı aldıkları gün,
O gece Kutsal Ağacın kütüğüne gizlice güçlü bir mühür kazımışlardı.
Böylelikle Kamasylvia ile Kök'ün Gözcüler arasındaki bağlantı zinciri kopmuş oldu.

Ahiblerin mühürledikten sonra ayrıldıkları Kamasylve Kökü bir 'kale'ye doğru yönlendiren geçitti.
Bunun dışında henüz dünyanın bilmediği Kamasylvia'nın erkek kardeşleri, Tanrıça'nın oğulları varlığını sürdürmekteydi. Yay Ustası olan Kara Ruhlar 'geçit'i delerek Kamasylve Kökü'ne ulaşılamayacak şekilde Kadim Kale'yi kurup onların istilasına karşı savaştılar. Bu, onların Tanrıçaları tarafından verilen bir amaçtı.
Tanrıça'nın oğulları kendilerini Luthraghon, Kök Kalesi'ni Adùir olarak adlandırdılar.
Arasıra köklerden başlayarak yankılanan Tanrıça'nın enerjisi, Luthraghonlular'ın yaşam sebebi ve savaş güçlerinin kaynağıydı.
Ancak bir gün Tanrıça'nın sesini hiç kimse duymadı. Bir süre sonra kız kardeşlerle de iletişim kesildi.
Kutsal Ağacın tutuştuğu o günden beri olacak, Luthraghonluların hiç bir şekilde bildikleri bir yol yoktu.
Dünyanın başlangıcından itibaren Adùir'i koruyan ihtiyar, Kamasilvia'nın kız kardeşlerine bir şeyler olduğunu ama bu gibi zamanlarda kız kardeşlere daha fazla güvenerek kalenin sıkı sıkıya korunması gerektiğini söyledi..
Uzun bir zaman geçtikten sonra bir gece Kara Ruh Sürüsü ufuğu kapkara kaplayarak kaleye saldırdılar.
Süregelen saldırılar sonucunda Adùir merkezinden gökyüzüne kadar uzanan 'kök'de çatlaklar oluşturdu. Orada ilk kez görünen 'farklı bir ışık' hüzmesi sızarken, Kara Ruhlar bir şeylere tutulmuş gibi çatlağa doğru yaklaştığı sırada ışık parçalara ayrıldı.
Genç bir Luthraghonlu arkadaşlarının yanı başında kanlar içinde olduğunu görmesine rağmen,gördüğü manzara karşısında aklında bir şey belirdi. Bu çatlağın ötesinde bir 'Umut' var.
O, koyu kırmızıya boyanmış savaş alanını delip geçip çatlağa doğru yöneldi. O anda ihtiyar, genç Luthraghon ile çatlağın arasına girip zehir gibi sözleriyle sert bir sesle bağırdı.

"Hey, seni aptal! Annen kanlar içinde iken arkanı dönüp gitmeye nasıl cesaret edersin. Hemen cephe arkadaşlarının yanına dönüp bölgeyi koru!"
O an genç Luthraghon'lu kendiyle çatıştı.
Ben karanlığı parçalayan bir ok, şafağı selamlayan göz ve güneşin yükselişini haber veririm.
Tüm varlığım ve şöhretimi Adùir''e adadım. Köklerin üzerindeki krallığının koruyucusuyum.
Doğduğumdan itibaren varlığımdan hiç şüphe duymadım ve hayatımın bütününü yoldaşlarımla birlikte yaşadım.
Fakat yoldaşlarım karşımda kanlar içinde yatarken ben ne yapıyorum böyle!
O anda bir anda çatlaktan çıkan ışık hüzmesi, genç Luthraghon'un kucağına düştü. Çatlakta, son kalan Tanrıça'nın enerjisiydi.
Kaotik savaşın ortasında, aydınlık ve sıcak enerjiyle sarıldığı an, içgüdüsel olarak mantığa veya eski yükümlülüklere bağlı olmadığını biliyordu.
O çatlaktan süzülen ışık hüzmesine doğru elini uzatıp ihtiyara doğru şunları söyledi.
"Yolumdan çekil. Annemiz bu çatlağın ardında."